Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte internet, günlük hayatın vazgeçilmez bir parçası hâline gelmiş; bu durum yeni suç tiplerinin ve hukuki uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Özellikle internet dolandırıcılığı, hem ceza hukuku hem de özel hukuk (borçlar hukuku) bakımından ciddi sonuçlar doğuran, uygulamada sıkça karşılaşılan bir suç ve uyuşmazlık türüdür.
İnternet dolandırıcılığı yalnızca failin cezalandırılması ile sınırlı olmayıp, mağdurun uğradığı maddi zararların tazmini açısından da hukuki süreçleri beraberinde getirmektedir.
Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde basit dolandırıcılık, 158. maddesinde ise nitelikli dolandırıcılık suçu düzenlenmiştir. İnternet ve bilişim sistemleri aracılığıyla gerçekleştirilen dolandırıcılık fiilleri, çoğunlukla TCK m.158/1-f kapsamında “bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturur.
Bu suçun unsurları şu şekildedir:
Hileli davranışlar,
Mağdurun bu hileye aldanması,
Fail veya başkası lehine haksız bir menfaat sağlanması,
Mağdurun malvarlığında zarar meydana gelmesi.
2.2. Uygulamada Sık Karşılaşılan İnternet Dolandırıcılığı Türleri
Sahte e-ticaret siteleri üzerinden ürün satışı
Sosyal medya veya mesajlaşma uygulamaları üzerinden yatırım vaadi
Kimlik avı (phishing) yöntemleri
Sahte banka veya kargo bildirimleri
Hesap ele geçirilerek üçüncü kişilerden para talep edilmesi
Bu fiillerin büyük bir kısmı, suçun işleniş şekli nedeniyle nitelikli dolandırıcılık kapsamında değerlendirilmekte ve 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve adli para cezası öngörülmektedir.
İnternet dolandırıcılığı, ceza hukuku yönü dışında Türk Borçlar Kanunu m.49 kapsamında açık bir haksız fiil niteliği taşır. Dolandırıcılık fiili ile mağdurun malvarlığında meydana gelen zarar arasında illiyet bağı bulunduğu sürece, failin hukuki sorumluluğu doğar.
Mağdur; Uğradığı maddi zararların, gerektiğinde manevi zararlarının tazminini tazminat davası yoluyla talep edebilir.
3.2. Sözleşme İlişkilerinde Dolandırıcılık
İnternet üzerinden yapılan sözleşmelerde, taraflardan birinin hile ile sözleşme yapmaya yönlendirilmesi hâlinde, TBK m.36 (hile) hükümleri gündeme gelir. Bu durumda:
Sözleşmenin iptali, Ödenen bedelin iadesi, Ek zararların tazmini talep edilebilir.
Ceza davasının devam etmesi, tazminat davası açılmasına engel değildir. Ceza yargılamasında verilecek mahkûmiyet kararı, hukuk davası açısından kuvvetli delil niteliği taşır.
İnternet dolandırıcılığı mağdurları açısından en sık yapılan hatalardan biri, yalnızca ceza davası ile yetinilmesidir. Oysa:
Ceza davası failin cezalandırılmasına,
Tazminat davası ise mağdurun zararının giderilmesine yöneliktir.
Bu nedenle her iki yolun eş zamanlı ve stratejik şekilde yürütülmesi büyük önem taşır. Özellikle malvarlığına yönelik tedbirler (hesap blokesi, el koyma vb.) zamanında talep edilmediğinde, zararın tahsili imkânsız hâle gelebilmektedir.
İnternet dolandırıcılığı, modern ceza hukukunun ve borçlar hukukunun kesişim noktasında yer alan, teknik ve hukuki bilgi gerektiren bir suç türüdür. Mağduriyetlerin giderilmesi ve hak kaybı yaşanmaması için;
Doğru suç vasıflandırmasının yapılması,
Etkin delil toplama,
Ceza ve tazminat süreçlerinin birlikte planlanması zorunludur.
Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
İnternet dolandırıcılığı suçu nedir?
İnternet dolandırıcılığı; bilişim sistemleri, internet siteleri, sosyal medya veya dijital iletişim araçları kullanılarak kişilerin hileli davranışlarla aldatılması ve bu suretle haksız menfaat sağlanmasıdır. Türk Ceza Kanunu’na göre bu fiiller çoğunlukla nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.
İnternet dolandırıcılığı hangi kanunda düzenlenmiştir?
İnternet dolandırıcılığı, Türk Ceza Kanunu’nun 157 ve 158. maddeleri kapsamında düzenlenmektedir. Özellikle bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması hâlinde TCK m.158/1-f uygulanır.
İnternetten dolandırıldım, ilk ne yapmalıyım?
Öncelikle:
Banka hareketleri, mesajlar, ekran görüntüleri ve yazışmalar muhafaza edilmelidir.
Gecikmeksizin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmalıdır.
Para transferi söz konusuysa bankaya derhal bildirim yapılmalıdır.
Zamanında atılan adımlar, hem ceza soruşturmasının etkinliği hem de zararın geri alınması açısından kritik öneme sahiptir.
İnternet dolandırıcılığında para geri alınabilir mi?
Evet, şartlara bağlı olarak mümkündür. Ceza soruşturması sırasında hesaplara el koyma, bloke ve tedbir kararları alınabilirse, paranın geri alınması mümkün olabilir. Ayrıca borçlar hukuku kapsamında tazminat davası açılarak zararın giderilmesi talep edilebilir.
Ceza davası açılması tazminat almam için yeterli midir?
Hayır. Ceza davası, failin cezalandırılmasına yöneliktir. Mağdurun uğradığı maddi zararların giderilmesi için ayrıca tazminat davası açılması gerekir. Ceza mahkemesindeki mahkûmiyet kararı, hukuk davasında güçlü bir delil teşkil eder.
İnternet dolandırıcılığına uğrayan kişi tazminat davası açabilir mi?
Evet. İnternet dolandırıcılığı, Türk Borçlar Kanunu m.49 kapsamında haksız fiil niteliğindedir. Mağdur, uğradığı maddi ve koşulları varsa manevi zararlar için tazminat davası açabilir.
İnternetten yapılan sözleşmelerde dolandırıcılık olursa ne olur?
İnternet üzerinden kurulan bir sözleşme hile ile yapılmışsa, TBK m.36 uyarınca sözleşmenin iptali mümkündür. Bu durumda:
Ödenen bedelin iadesi,
Zararların tazmini
talep edilebilir.
İnternet dolandırıcılığı şikâyete tabi mi?
Nitelikli dolandırıcılık suçu şikâyete tabi değildir. Savcılık, suçu öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır. Ancak mağdurun şikâyeti ve sunduğu deliller, sürecin hızlanması açısından büyük önem taşır.
İnternet dolandırıcılığı davaları ne kadar sürer?
Dosyanın kapsamına, delillere ve failin tespit durumuna göre değişmekle birlikte;
Ceza soruşturması ve kovuşturması birkaç ay ile birkaç yıl arasında sürebilir.
Tazminat davaları ise çoğunlukla ceza davasına paralel şekilde ilerler.
Profesyonel hukuki destek, sürecin daha etkin ve hızlı yürütülmesini sağlar.
İnternet dolandırıcılığı davalarında avukatla çalışmak zorunlu mu?
Zorunlu değildir; ancak internet dolandırıcılığı dosyaları teknik ve hukuki açıdan karmaşık olduğundan, ceza hukuku ve borçlar hukuku alanında uzman bir avukatla sürecin yürütülmesi hak kaybı yaşanmaması açısından son derece önemlidir.